Histoire-Histoires -> İstanbul Semtlerinin isimleri nereden geliyor ? - Origines des noms de quartier d’Istanbul

vendredi 2 mai 2008.
 

İstanbul Semtlerinin isimleri nereden geliyor ? Origines des noms de quartier d’Istanbul)

Aksaray :

Fatih’in sadrazamı Ishak Paşa, Iç Anadolu Bölgesi’ndeki Aksaray’ı ele geçirdikten sonra orada yaşayan bölge insanlarını bugünkü Aksaray semtinin bulunduğu yere gönderir. Aksaraylılar da semte adlarını verirler.

Ishak Paşa, le vizir de Fatih, après avoir assiégé la ville d’Aksaray situé en Anatolie intérieure, envoya ses habitants dans l’actuel Aksaray. Les habitants d’Aksaray ont choisi de garder le même nom pour leur nouveau quartier.

Ahırkapı :

Marmara Denizi’nin kıyısında yer alan yedi ahır kapısından birisi olan bu semte, Padişah atlarının bulunduğu has ahırın yanında yer aldığı için Ahırkapı ismi verildi.

Ahır kapı est un quartier situé près de l’une des 7 écuries du sultan, sur la rive de la mer Marmara. De ce fait, on l’appela le quartier de la porte de l’écurie.

Aşiyan :

Kuş yuvası. Günümüzdeki ismini şair Tevfik Fikret’in burada bulunan, Farsçada kuş yuvası anlamına gelen ’Aşiyan’ isimli evinden alıyor.

Un nom de quartier qui signifie nid d’oiseau en Perse.

Bağlarbaşı :

Semt, en ünlü bağ ve bahçelerin bir dönem burada yer almasından dolayı bu adla anılıyor.

Le quartier porte le nom de baglarbaşı (la tête des jardins), en référence au plus prestigieux jardin qui s’y trouvait.

Bebek :

Semtin isminin nereden geldiği konusunda iki rivayet bulunuyor. Bunlardan ilki, F ati h Sultan Mehmet’in bölgeyi koruması için gönderdiği bölükbaşinın Bebek lakaplı olması. Diğeri ise padişahın semtteki bahçesinde gezerken yılan görüp korkan şehzadesine bebek demesi ve bundan sonra bahçesinin bebek bahçesi olarak anılması.

Il existe 2 hypothèses à l’origine de l’appellation de ce quartier. La première, le sultan Fatih Mehmet aurait donné comme surnom « bebek » qui signifie bébé, au chef de troupe chargé de surveiller ce secteur. La seconde, le monarque aurait un jour nommé sa princesse par « bebek » quand celle-ci, lors d’une promenade dans le jardin, fut effrayée à la vue d’un serpent. Aujourd’hui, on se souviendrait de ce jardin comme le jardin de bébé.

Beşiktaş :

Ilk görüş, semtin ismini Barbaros Hayrettin Paşa’nın gemilerini bağlamak için diktirdiği beş taştan aldığı yönünde. Diğeri ise bir papazın burada yaptığı kiliseye Kudüs’ten getirdiği beşik taşinı koyduğu ve ismin buradan geldiği yönünde.

Le quartier aurait pris le nom de Beşiktaş, du fait que le pacha Barbaros Hayrettin utilisait 5 pierres pour attacher ses bateaux. Il existe aussi une autre explication. Un curé aurait placé dans l’église qu’il a construite, la pierre du berceau ramenée du Liban

Beyazıt :

Sultan II. Beyazıt’ın buraya kendi ismiyle anılacak bir külliye yaptırmasından sonra semt, Beyazıt olarak anılmaya başladı.

Le sultan Beyazıt II fit construire en ce lieu un külliye ( un complexe avec mosquée, hammam, bibliothèque, école, restaurant populaire..etc).

Beyoğlu :

Semtin isminin nerden geldiği konusunda çesitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan ilkine göre, Islamiyet’i kabul edip burada oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alıyor semt. Diğerine göreyse, ’Bey Oğlu’ diye anılan Venedik Prensinin burada oturmasından geliyor semtin adı. Son bir rivayet de, burada oturan Venedik elçisine, yazışmalarda, "Beyoğlu" diye hitap edilmesinden semtin bu adla anıldığını söylüyor.

Divers opinions divergent quant à l’origine de ce quartier. Tout d’abord on pensa que ce quartier prit cette appellation car y vivait le prince Pontus qui reconnut et accepta l’islamisme. Selon l’opinion suivante, le prince de Venise qui y habitait, était surnommé « bey oğlu » qui signifie « fils d’un grand monsieur ». En dernier lieu, on évoqua aussi que le nom du quartier fit référence à l’ambassadeur de Venise qui y résidait et qui, dans toutes ses missives avaient pour appellation Beyoğlu.

Bakırköy :

Bizanslıların ’Makri Hori’ dedikleri semt, 14. yüzyılda Osmanlıların eline geçince ’Makriköy’ adını aldı. 1925’te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi sırasında Atatürk’ün isteğiyle semt Bakırköy adını aldı.

Le quartier s’appelait « Makri Hori » sous Byzance. Ensuite au 14è siècle, les ottomans l’appelèrent « Makrikoy ». Puis en 1925, suite à la demande d’Atatürk, tous les noms de quartier aux origines étrangères, furent changés. Le quartier pris alors le nom de Bakirköy.

Bostancı :

Semt, adını eskiden her türlü meyve ve sebzenin yetiştirildiği bostanlardan biri olmasından alıyor.

Le quartier prend ce nom du fait que c’était le lieu où une grande variété de fruits et légumes étaient cultivés dans les potagers. Bostancı se traduit par « maraîcher.

Çatladıkapı :

İstanbul surlarının Marmara kıyısındaki kapılarından biri olan Çatladikapi, Kadırga limanı civarında. Semte adını veren bu kapı 1532 senesinde bir depremde çatlamis olduğu için o zamandan bu yana bu isimle anıldığı söyleniyor.

Au bord de la mer de Marmara, Catladıkapı est l’une des portes des remparts d’Istanbul, situé près du port de Kadirga. Depuis un tremblement de terre en 1532 où la porte s’est fissurée, on appelle le quartier, la porte fissurée.

Çemberlitaş :

Bizans’ın en önemli meydanlarından Constantinus Forumu’nun bulunduğu yerdeki büyük sütunlardan birisi olan Çemberlitaş, semte adını verdi.

Ce quartier porte ce nom en référence au pilier du nom de Cemberlitaş qui se trouvait sur la plus importante place du forum de Constantin, à l’époque de Byzance.

Çengelköy :

Eskiden gemi çapalari bu köyde yapıldığı için isminin buradan geldiği tahmin ediliyor.

Comme autrefois, c’était le lieu où étaient fabriquées les ancres des bateaux, on a présagé que le nom de ce quartier venait de là.

Çiksalın :

Güzel manzaralı, geniş bir çevreye hakim olan bölgeye, halk arasında "çik, salın" denilmeye başlandı.

Les gens entre eux, appelaient « Çiksalin » les grandes étendues de beaux paysages. Çik salın signifie « sors et lances toi ».

Eminönü :

Osmanlı döneminde çarsidaki esnafı denetleme yetkisi ’Emin’lere aitti. Semt, adını burada bulunan ’Gümrük Eminliği’nden alıyor.

A l’époque ottomane, les commerçants étaient contrôlés par les « emin » Le quartier porta donc le nom d’Eminonü qui signifie que c’est près de « gumruk eminliği », la douane de sûreté.

Feriköy :

Semt adını Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinde yaşayan Madam Feri’den alıyor. Bölgede bulunan geniş topraklar padişah tarafından Madam Feri’nin eşine bağışlanmıştı. Ama eşi ölünce semt onun ismiyle anılmaya başlandı.

Du temps du sultan Abdülmecid et Abdülaziz, vivait dans ce quartier Madame Fery. Comme ce secteur géographique était large, le monarque fit don des terres au mari de Mme Fery mais comme son mari décéda, c’est par le nom de Mme Fery que le quartier était évoquée. C’est ainsi que le quartier prit le nom de Feriköy, (village fery)

Galata :

Gala, Rumca da "süt" anlamına geliyor. Bir rivayete göre Galata’nın adı semtteki süthanelere gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe göre ise Italyanca ’denize inen yol’ anlamına gelen ’galata’ kelimesi düşünülerek bu isim verildi.

Gala signifie « lait » en rum. Selon un avis, l’appellation de Galata viendrait donc des nombreuses laiteries qui se trouvaient dans ce quartier. Selon une autre opinion, le nom du quartier viendrait du mot Galata qui signifie en Italien, « la route qui mène à la mer ».

Horhor :

Fatih’te bulunan semt, adını Horhor çesmesinden alıyor. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından su sesleri duyar ve yanındakilere, "Buraya bir çesme yapın baksanıza ’hor hor’ su sesleri geliyor" der ve buraya bir çesme yapılır. Çesme de semt de Horhor ismiyle anılmaya başlar.

Ce quartier de Fatih a pris le nom de la fontaine « horhor » . Les textes nous apprennent qu’un jour le sultan Fatih Mehmet, alors qu’il marchait, entendit le bruit de l’eau sous ses pieds. C’est alors qu’il suggéra, « mais vous n’entendez pas le bruit de l’eau, « hor hor », (traduction possible : bruit de l’eau, comme clap clap ou glop glop), faîtes contruire une fontaine en ce lieu ». C’est ainsi qu’aussitôt dit aussitôt fait, une fontaine fut construite et le quartier prit son nom.

Okmeydanı

Osmanlılar zamanında ; “ok atma talimleri”nin ve yarışmaların yapıldığı geniş arazinin adı olup, burası oldukça geniş bir atış poligonu idi. Padişahların ok atma talimleri sırasında, attıkları okun düştüğü en uzak noktaya menzil taşları dikilirdi. Bunların bir kısmı, günümüzde hâlâ semt dokusunun içinde görülebilmektedir.

A l’époque Ottomane, « Okmeydanı » désignait le grand terre-plein où avait lieu les lancers de flèches. Là où les monarques visaient la flèche le plus loin, étaient édifiée une pierre qui symbolisait la cible. Ces pierres sont toujours présentes aujourd’hui dans le quartier d’Okmeydanı.

Şişli :

Şiş yapımıyla uğraşan ve Şişçiler diye anılan bir ailenin burada bir konağı olduğu ve ’Şişçilerin Konağı’nın zamanla değişikliğe uğrayarak ’Şişlilerin Konağı’ hâline gelmesiyle semtin adının Şişli olarak kaldığı anlatılıyor.

On raconte que l’appellation du quartier aurait pour origine une famille qui possédait un konak. Celle-ci s’occupait de la création de broches et brochettes. Şişli signifiant, là où il y a des broches, le quartier prit donc cette dénomination.

Şaşkınbakkal :

Henüz yerleşimin olmadığı dönemlerde yaz günleri denizden yararlanmak için bölgeye gelenlere bir bakkal dükkânı açıldığını görenler, burada iş yapılmayacağını düşünerek bakkala "şaşkın bakkal" yakıştırması yaptılar. Bundan sonra da semt Şaşkınbakkal olarak anılmaya başlandı.

A l’époque où il n’y avait pas encore d’habitants dans ce quartier, une épicerie s’y installa car beaucoup de personnes y venaient pour profiter de la mer. Comme on pensait que son affaire ne marcherait pas, on surnomma l’épicier « şaşkın bakkal » « l’épicier écervelé ». De ce fait, le quartier s’appela « şaşkınbakkal ».

Sütlüce :

Bugün Sütlüce semtinin olduğu yerde Süt Menbat isimli bir Rum köyü vardı. Köyün bir köşesindeki bakır bir kadın heykelinin memelerinden su akar ; bu suyun, kadınların sütünü çogalttigina inanılırdı. Bundan dolayı semt, Sütlüce olarak anılır oldu.

Ce quartier était autrefois un village rum appelé « Süt Menbat ». S’y trouvait une statue de femme faîte en cuivre. De l’eau coulait de ses seins. Selon une croyance, cette eau augmentait le lait des femmes. Sütlüce, qui vient du mot « Süt » qui signifie lait, a donc été choisi comme nom de quartier.

Tahtakale :

Sözlük anlamı ’kale altı’ olan Taht-el-kale’ nin bozulmasıyla Tahtakale’ye dönüşen semtin, Mercan ya da Beyazıt dolaylarındaki eski sur benzeri yapının aşağı kotunda yer aldığı için bu ismi aldığı tahmin ediliyor.

Par définition, « Taht-el-kale » signifie « sous la forteresse ». Le nom s’est transformé ensuite en Tahtakale. Comme il y avait une construction ressemblant à un ancien rempart aux alentours de Mercan et Beyazit, situé en bas de côte, le quartier prit le nom de Tahtakale.

Taksim :

Osmanlı zamanında sucuların ; suyu, halka taksim ettikleri yer, Taksim olarak anılmaya başlandı.

A l’époque ottomane, Taksim (répartition) était le lieu où était distribuée l’eau à la population.

Teşvikiye :

Sultan Abdülmecit’in bir mahalle kurulması için teşvikte bulunduğu semtin adı Teşvikiye olarak kaldı. Bu durumu, Harbiye Karakolu ile Rumeli ve Valikonağı Caddelerinin kesiştiği kavşakta bulunan iki taş belgeliyor.

Tesvikiye signifiant encouragement, est l’appelation donnée au quartier du fait que le sultan Abdülmecid a beaucoup encouragé qu’un quartier se forme en cet endroit. 2 pierres certifiant l’encouragement du sultan se trouvent aujourd’hui au croisement des rues de Rumeli, Valikonağı, et du poste de police.

Unkapanı :

Bazı satış yerlerinde Arapça’da ’Kabban’ adını taşiyan büyük teraziler bulunduğundan, semt bu adı aldı.

Unkapanı vient du mot « Kabban » , un mot d’origine arabe qui désignait de grandes balances de pesées. Comme on en commercialisait beaucoup, le nom du quartier y fit référence.

Üsküdar :

Bizans devrinde, Skutari denilen asker kışlaları, şehrin bu yakasında yer aldığı için semt Skutarion diye anılıyordu. Bu isim zamanla Üsküdar’a dönüştü.

A l’époque de Byzance, les casernes des soldats se trouvaient dans l’actuel quartier d’üsküdar. Le mot Skutari désignait la caserne. Le quartier s’appelait donc Skutarion. Puis avec le temps, on le changea pour Üsküdar.

Veli Efendi :

Hipodrom bir zamanlar Şeyhülislam Veli Efendi’nin sahibi olduğu topraklar üzerinde kurulduğundan semtin adı Veli Efendi’yle anılıyor.

Du fait que l’hippodrome était construit sur les terres de Şeyhülislam Veli Efendi, un chef religieux de l’Empire Ottoman, le quartier prit le nom de celui-ci.

Pour visionner des milliers de photos de Turquie et d’İstanbul nous vous conseillons le site http://wowturkey.com/forum/viewforum.php ?f=2 il suffit de s’inscrire pour visualiser les photos en grand format.

www.wowturkey.com



Forum